7 Kasım 2014 Cuma
Nedensiz Bir Şey Olmaz
Gecenin tam ortasında , soğuk havanın dondurucu etkisi üzerimdeyken avundum bugün. Ne kadar üşüyebilir ellerim sen yokken ; hiç düşünmedim. Ne kadar ısıttılar yüreğini ben yokken ; tahmin edemedim.
Önümden arabalar geçiyor , hızlıca ; ömrümden senin geçtiğin gibi. Tükettim hece hece söylediğin tüm kalın sesleri ; tökezledim, kulaklarımda her şeyin güzel olacağını söyleyenlerin tiz sesleri olmasa ; nasıl kalırdım ayakta.
Gittin hayatımdan ilk ve de son kez , bir daha belirme düş kurarken bile ; bir odada mahsur kalmayalım kararsız senle.
Saçmaydı her şey, nedenini bilemedim. Sordular , söyledim.
17 Ağustos 2012 Cuma
Bir Yanlış Bir Doğruyu Götürür
''Kadınları ilişkinizin sonsuza dek süreceğine inandırmaya çalışırsınız , yanlış çünkü kadınlar asla onları sonsuza dek sevebileceğinize inanmaz..''
''Erkekler size ilişkinizin sonsuza dek süreceğini söyleyebilir, doğru çünkü ilişkiniz bittiğinde zaten onlara sonsuza dek sürmüş gibi gelir..''
''Kadınları ilişkinizin sonsuza dek süreceğine inandırmaya çalışırsınız , yanlış çünkü kadınlar asla onları sonsuza dek sevebileceğinize inanmaz..''
''Erkekler size ilişkinizin sonsuza dek süreceğini söyleyebilir, doğru çünkü ilişkiniz bittiğinde zaten onlara sonsuza dek sürmüş gibi gelir..''
12 Ekim 2011 Çarşamba
Sonun Başlangıcı
Attım içimden nisan sıkıntılarını..
Hazırlıklar hazirana…
Çocuksu olan rüyalarımı parkta gördüğüm çocukla bıraktım,
Şekeri alınmış ağlayan bebeğe masalsı emanetim gibi,
Toprağı sevdim, sadakatle bağlandım denize.
Suyla birleştim…
Bazen bir ırmak, bazen bir deniz.,
Hüzünlü bir şarkı söyledim yine..
Hüznümü paylaşacak birini aradım ve;
Belki yoldaki bir çukur,
Otobüs camındaki bir çatlak,
Kör bir adamın yürüme çabası,
Dalı kırılmış bir ağaç…
Yine dolaştım aynı yerleri,
Yürüyecek yollar aradım,
Yürünecek yollarıma ,
Yağmurlar yağdı bazen,
Güneşi özledim, ama isyan etmedim!
Namlu önünde olabileceğim en mutlu günümü yaşadım,
Bombalar etrafında dolaştım yalınayak.
Acil servisteki hastayı düşündüm;
Adını unuttuğum,
Hala yaşıyordu…
Aşağıya baktım;
Ne kadar derinde olduğumu fark ettim,
Ne kadar yüksekteydim aslında.
Hep doğru sandığım gerçekleri düşündüm,
Kendimi kandırmışım!
Hala aynı şarkıyı söylüyorum, huzur veriyor bana.
Düşündüm;uçurtma yapmalı,aşık olmalı,düşünmeden yaşamalıyız..
Dilimden, yüreğimden gitmediğim yerlere gittim,
Sevmediklerimi sevdim,gülmediklerime güldüm..
Ağladım, akıntı oldum, aktım.
Gözyaşımı bıraktım suya;okusun istedim birileri..
Hayalimi sattım, beş kuruş kazandım.
Hala yastığımın altında, bir kum saati içinde,
Bense hala ayakta,
Hayallerimle..
Yeni şanslar yarattım.
Anladım; tek bir ihtimal varmış.
Tek bir ihtimal var o da son!
Fakat her son yeni bir başlangıçtır ve yeni başlangıçlar yalnız cesur insanlara..
Her şeye rağmen burada olabilen;tüm cesur insanlara..
Gülselin & Yusuf
Hazırlıklar hazirana…
Çocuksu olan rüyalarımı parkta gördüğüm çocukla bıraktım,
Şekeri alınmış ağlayan bebeğe masalsı emanetim gibi,
Toprağı sevdim, sadakatle bağlandım denize.
Suyla birleştim…
Bazen bir ırmak, bazen bir deniz.,
Hüzünlü bir şarkı söyledim yine..
Hüznümü paylaşacak birini aradım ve;
Belki yoldaki bir çukur,
Otobüs camındaki bir çatlak,
Kör bir adamın yürüme çabası,
Dalı kırılmış bir ağaç…
Yine dolaştım aynı yerleri,
Yürüyecek yollar aradım,
Yürünecek yollarıma ,
Yağmurlar yağdı bazen,
Güneşi özledim, ama isyan etmedim!
Namlu önünde olabileceğim en mutlu günümü yaşadım,
Bombalar etrafında dolaştım yalınayak.
Acil servisteki hastayı düşündüm;
Adını unuttuğum,
Hala yaşıyordu…
Aşağıya baktım;
Ne kadar derinde olduğumu fark ettim,
Ne kadar yüksekteydim aslında.
Hep doğru sandığım gerçekleri düşündüm,
Kendimi kandırmışım!
Hala aynı şarkıyı söylüyorum, huzur veriyor bana.
Düşündüm;uçurtma yapmalı,aşık olmalı,düşünmeden yaşamalıyız..
Dilimden, yüreğimden gitmediğim yerlere gittim,
Sevmediklerimi sevdim,gülmediklerime güldüm..
Ağladım, akıntı oldum, aktım.
Gözyaşımı bıraktım suya;okusun istedim birileri..
Hayalimi sattım, beş kuruş kazandım.
Hala yastığımın altında, bir kum saati içinde,
Bense hala ayakta,
Hayallerimle..
Yeni şanslar yarattım.
Anladım; tek bir ihtimal varmış.
Tek bir ihtimal var o da son!
Fakat her son yeni bir başlangıçtır ve yeni başlangıçlar yalnız cesur insanlara..
Her şeye rağmen burada olabilen;tüm cesur insanlara..
Gülselin & Yusuf
11 Eylül 2011 Pazar
Eylül Sabahı
Kim bilir gördüğüm ya da göreceğim kaçıncı Eylül'dü bu. Soğuk bir gecenin sabahı , umut dolu açmıştım gözlerimi ve yüreğimi hayata. Bilemezdim ki aynı günün gecesi o gözlerin hayatın en acı tecrübesiyle kapanacağını.
Hepimizin başına gelmiştir ayrılıklar. Ama bence bir ayrılığın en kötü hali dayanacak hiç bir şeyinizin olmadığı hallerdir. Üstelik nedensiz bir sona üzülürken birde sevdiğiniz kişi size -sizi sevmediğini- söyleyebilecek kadar ileri gidebilmişse ,zaman durur sizin için.
Hepimiz iyi biliyoruz ki zaman durur demekle durmuyor. Aslında tam aksine öyle bir kılığa bürünüyorki bazen aklınızı başınızdan alıp hayatı zindan ediyor , bazende aklınızı dahil her şeyinizi alıp hayatınızı yok ediyor.
İnsanlar sevdikleri onlardan uzaklaştıkça daha çok özlem duyarlarmış. Hatta bu uzaklık katlandıkça özlemlerde katlanırmış. Özlemler sevgiyi diri tutar belki ama bazen gittiğinizde sizi özlemeyecek birini geride bıraktığınızın farkında olmadan gidiyorsunuz. Siz özlüyorsunuz , hemde çok ama o çoktan yoluna devam etme kararını vermiş ve sizi umursamıyor. En acı ayrılıklar böyle doğuyor işte...
Umarım kimse ayrıldığı insanla aynı ortamda bulunmak zorunda kalmaz. Çünkü gururun ve sevginin çarpışması bu ortamda olur. Seven gururdan sevgisini gizler , nefrete dönüştürmeye çalışır. Sevilen ise bu gururun farkında olarak nefrete maruz kalmamak için kendi savunma mekanizmasını kullanarak nefret etme duygusunu kendisi seçer. Her halükarda ayrılıkta sevginin devam ettiğini savunsakta , nefretin varlığınıda göz ardı edemeyiz.
Nefret ve aşk arasındaki ince çizgiyide bu açıklar. Sevilen nefreti kendisine kalkan olarak görür. Seven ise tüm güçsüzlüğünün ve zayıflığının etkisiyle aşkını bir türlü kalkan olabilecek hale getiremeden gururuyla incinir ,incinir,incinir.
İşte hayat böyle devam eder. Bazı rüyalar ancak uyuduktan sonra biter.
Hepimizin başına gelmiştir ayrılıklar. Ama bence bir ayrılığın en kötü hali dayanacak hiç bir şeyinizin olmadığı hallerdir. Üstelik nedensiz bir sona üzülürken birde sevdiğiniz kişi size -sizi sevmediğini- söyleyebilecek kadar ileri gidebilmişse ,zaman durur sizin için.
Hepimiz iyi biliyoruz ki zaman durur demekle durmuyor. Aslında tam aksine öyle bir kılığa bürünüyorki bazen aklınızı başınızdan alıp hayatı zindan ediyor , bazende aklınızı dahil her şeyinizi alıp hayatınızı yok ediyor.
İnsanlar sevdikleri onlardan uzaklaştıkça daha çok özlem duyarlarmış. Hatta bu uzaklık katlandıkça özlemlerde katlanırmış. Özlemler sevgiyi diri tutar belki ama bazen gittiğinizde sizi özlemeyecek birini geride bıraktığınızın farkında olmadan gidiyorsunuz. Siz özlüyorsunuz , hemde çok ama o çoktan yoluna devam etme kararını vermiş ve sizi umursamıyor. En acı ayrılıklar böyle doğuyor işte...
Umarım kimse ayrıldığı insanla aynı ortamda bulunmak zorunda kalmaz. Çünkü gururun ve sevginin çarpışması bu ortamda olur. Seven gururdan sevgisini gizler , nefrete dönüştürmeye çalışır. Sevilen ise bu gururun farkında olarak nefrete maruz kalmamak için kendi savunma mekanizmasını kullanarak nefret etme duygusunu kendisi seçer. Her halükarda ayrılıkta sevginin devam ettiğini savunsakta , nefretin varlığınıda göz ardı edemeyiz.
Nefret ve aşk arasındaki ince çizgiyide bu açıklar. Sevilen nefreti kendisine kalkan olarak görür. Seven ise tüm güçsüzlüğünün ve zayıflığının etkisiyle aşkını bir türlü kalkan olabilecek hale getiremeden gururuyla incinir ,incinir,incinir.
İşte hayat böyle devam eder. Bazı rüyalar ancak uyuduktan sonra biter.
9 Eylül 2011 Cuma
Gitmek Mi Zor? Kalmak Mı?
Bugünlerde bakıyorumda herkeste bir gitme isteği ya da gitmek zorunda kalma durumu var. Bu yazımı da gidişleri zorunluluk olanlar ve gitmek istedikleri halde kalanlardan biri olduğum için yazıyorum.
Siz hiç gitmek istediniz mi? Çok uzaklara ya da bilmediğiniz yerlere…Yollara ya da özlemini duyduğunuz yerlere emanet etmek istediniz mi kalbinizi ve kendinizi? Hayattan sıkılıp , her şeyden uzaklaşmak isteyenlerin çoğunun ''Evet'' cevabını verdiğinden şüphem yok. Şüphem yok çünkü hayatından hoşnut olan yok. Hatta hoşnut olanlar da bir süre sonra gitmek istiyor. Hoşnut olmayanların gitmesini anlarım ama hoşnut olanların gitmek istemesini anlayamıyorum bir türlü. Onlarda hayatın mutluluklarıyla birlikte getirdiği monotonluktan ya da alışkanlıkların sıkıcı olmasından gitmek isteyebilirler olsa olsa.
Bazen gitmek isterde gidemez insan. O an kuş olup özgürce uçmak ister ,dilediği yerde olabilmek umuduyla. Ama bu yalnızca düşlerde gerçekleşir.
Gitmek isteğiyle her şeyi göze alıp , her şeyi geride bırakabilmek aşksa eğer , kalmakta ihanetidir kendine insanın.
Çoğu zamanda gitmek değildir mesele , yaşadıklarını geride bırakmaktır yüreği sızlatan , içini acıtan. En başta insanları geride bırakmak zor gelir. Bir şey olur biter ve gidemezsin. Kalmak isteği daha ağır basar.
Kaldığın gün başlar , başka başka sorunlar. Sen kendini avutursun , sahte gülücekler savurursun etrafına ve kendine. Ama etrafındakileri kandırdığın gibi başta kendini kandırırsın. Gitmediğin için her gün bu cezayı , ezayı çektirirsin kendine.
Anlarsın ki gitmek zordur ama kurtuluştur. Kurtuluşların hepsi zordur. Önemli olanda zoru başarmaktır. Gitmek isteği uyandığında gitmeli bu yüzden. Tereddüt etmeden. Zaten yolun sonunda herkes gitmek zorunda kalacak.
Sonsöz
Çölde bir buluttan ayrılıp düşen yağmurun kederiyle , gittiğimiz yerde bize ihtiyaç duyanlar çok fazla.
6 Eylül 2011 Salı
Gerçek Bir Dost Arıyorum
Küçüklüğümden başlayarak ailemin arkadaşlıklarıma
karışmadığını söyleyebilirim. Babamın öğretmen olması beni büyüdüğüm
topraklardan erken ayırdı ve bir çok arkadaşlığım daha büyüyemeden
kökünden sona ermiş oldu.
Sonra ilkokul bitip lise yıllarım başladığında benim için
muhteşem yılların başladığını anladım. Bir anlamda kendimi bulduğum ,
kişiliğimin ait olduğu bir yerdi lise. Evimden çok okulda vakit geçirmek
güzeldi benim için. Böyle bir ortamda sevilmek , saygı görmek benim
için en büyük mutluluktu.
Üniversiteyi kazanmak hayali her gencin vardır. Lise çağı
biter ve rüya dönem , üniversite yılları başlar. Benim içinse mükemmel
lise hayatının ardından sönük kalmıştı üniversite. Kalabalık bir sınıfta
eğitim görüyor , hocaların hiç biri öğrencilerin isimlerini dahi
bilmeyecek kadar uzağımda kalıyordu. Bunun sonucu olarakta o yıllardan
çok değerli sayabileceğim sadece -bir kaç gerçek - arkadaşım kaldı.
Şimdilerde ise üniversite bitti. Gerçek hayata ilk
adımlarımı atıyorum. Başlangıcı ise zorunlu askerlik. Her Türk erkeği
için -kaçınılmaz- ama bir o kadar da gurur verici bir görev bu.
Bu paragrafta söyleyeceklerimi umuyorum herkes üstüne alınmaz
ya da yanlış anlayanlar olmaz. Günlerce düşünme vaktim oluyor burada.
Sonra ilginç diyorum,ilginç. Uzakta olan benim , emir altında olan ve
-çok kritik olmasa- da durumu kritik bir yerde görev yapan. Bir
bakıyorum , bayramda bile en samimi saydığım, dostum dediklerimden arama
gelmemiş. Buna akrabalarımda dahil. Böyle olunca da diyorum ki , beni
sevenler her an yanımda. Ne diye her an yanımda olmayanların aramasını
bekleyeyim ki?
Sahte arkadaşlıklara ya da çıkar muhabbetlerine ihtiyacım yok
benim. Hele beni sırf ben istiyorum , ihtiyaç duyuyorum diye arayanlara
hiç yok. Herkes sevdiğini arar , bir tek ona ihtiyaç duyar çünkü.
Yaşantımızda bize gerçekten değer verdiklerinden emin
olmadığımız insanlara yer vermek gibi bunun iyi bir enerji olarak da
dönmediği düşüncesindeyim. Az ama sahici arkadaşlıklara-dostluklara
önem veriyorum artık. Herkes kendisine yük olan , kendisine
mutsuzluktan başka bir şey getirmeyen arkadaşlıklardan arınmalı bence.
*Tek biri bile olsa , hakiki olduğu sürece , yeterlidir.
29 Ağustos 2011 Pazartesi
Uzun Zamandır Rüya Göremeyenlere
Rüya Görememek
Uyandığımızda rüya görerek uyanmışsak moralimiz düşük ya da yüksek olur. Bunu rüyamızın enerjisi belirler. Muhtemelen son zamanlardaki psikolojimiz bununla bağlanıtlıdır ama ben her zaman uyurken sıkılmayalım diye izlediğimiz bir film gibi düşünürüm rüyalarımızı. Yani aslında rüya görememek hep can sıkar , bizi moralsiz kılsa bile önemli olan bir enerjinin içinde kaybolmak , farklı duygular yaşamak değil midir zaten?
Rüyadaki Herkes Biz'i Anlatır
Aslında rüyamızda gördüğümüzü sandığımız olaylar zinciri bizim yaşamımızdan bağımsız olamaz. Zihinsel açıdan bakarsak , günlük yaşamımıza uyum sağlamaya çalışırız rüyalarımızda. Bu yüzden , rüyamızda gördüğümüz herkes aslında bize benzer.
Bilimde Felç
Rüya görmek bize göre düş kurmaktan farksız. Olaya bilim adamlarının bakış açısı ise korkutucu. Onlar göre rüya görürken geçici felç geçiriyoruz. Bu felç durumundan çıkıp çıkmayacağımızı ise açıklamıyorlar. Tozpembe hayallere dalarken aslında ölümden dönüyoruz.
Benim Hikayem
Kendi rekorum olmalıydı , uzunca bir süre uyuyamadığım için 56 saat kadar uyuduğumu hatırlıyorum. Uyandıktan sonra geçen hafta ile uyandığım hafta arasında bir fark oluşturamadığımı farkettim. Kısa süreli hafıza kaybı olmalı. Bana göre rüyamda gördüklerimin gerçekliği ağır basmıştı zihnimde. Kaldıramadığım anıların üzerine , kaldırabileceğim anıları koymuş olmalıyım. Bu da duygusal bir çöküş yarattı zihinsel pigmentlerim üzerinde. Yaşadığım bir haftayı silip , üzerine rüyanda gördüğün bir haftayı eklemek. Bence rüyanın etkisinde kalmak budur.
Son Rüyamı Ne Zaman Mı Gördüm?
Orjinal Japonca'da Son Ruya ''aklını kaçırdın'' anlamına gelir. Bir Japon misyonunda cevaplayacağım soruyu. ''Nerden bileyim'' demek geliyor içimden ,hatırlamıyorum sanırım. O zaman itiraf edeyim , bu soruyu kendime sorabilmekle aşama atlamış hissediyorum. Ne zamandır rüya görmediğimi farkettim çünkü. İlk rüyamı bu yazıyı okuyup bana ulaşana anlatacağım , söz.
Etki Meselesi
''DAD'' kısaltmışıdır , etkisizlik hastalığının. Beynin hiç bir acıyı algılayamama durumudur. Fiziksel anlamda hiç bir şey can yakmaz haldedir. Kötü yanları da vardır. Gerçekten ateşler içinde yanarken sen bir şey hissetmezsin. Krize girdiğinde anlaşılır her şey ama ölüm bir nefes yanına gelmiştir artık. ''Insensitive'' yani ''Duygusuz'' biri olup çıkarsın. Neyin etki ettiğini , etmediğini asla bilemezsin. Bizde orjinalinde böyle hasta olmasakta , hayat bize bu hastalığın yakınına yaklaştırır. Olgunlaştığında bazı acılara katlanmak zor gelmez , hatta bazen hiç bir şey hissetmezsin eskiden seni günlerce acıtan olaylar karşısında. Rüyalarımız da böyledir. Küçükken etkisinde kaldığımız rüyalar , büyüdüğümüzde bize saçmalık olarak görünür. Sonuç olarak etki dediğimiz kavram bizim için geçici bir ''aksiyon'' olmaktan öteye geçemez. Çoğu şeyi psikolojik yaş faktörü etkiler.
Sevgili Çok Şeker Arkadaşıma
İnsan kendine değer veren arkadaşlara kolay kolay sahip olamıyor. Burada sözü geçen sahiplikte aslında biraz soyut. Gönül ve akıl bir tutulamayacağı gibi , arkadaş ve sevgilide bir tutulamıyor. Arkadaşa karşı hissedilemeyen kaybetme duygusuda sanırım bundan. Ama yine de akla ve mantığa uygun. Bazende sizi sevenleri çıkıyor , milyonda bir. Az rastlanılası olması onu eşsiz ve somut yapıyor. Her gördüğünde , duyduğunda moralin tavan yapıyor. Benim çok şeker , çok tatlı bir arkadaşım var işte. Bunları da ona yazdım. Benim yalnızlığımı en iyi o anlıyor. O ve Ben bir ''bütünüz'' , ikimizde biraz yalnızız ama birbirimize sahibiz.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)







